|
1. Sportif-Ekonomik Kompleksin Ortaya Çıkışı 1990 larda bütün dünya giderek yoğunlaşan ve geri dönüşümü olmayacak bir sürece şahit oldu: Sporun ticarileşmesi. Dünyanın ekonomik olarak az gelişmiş kesimlerinde bile spor olayları ve bunlar bağlı tüketim malları ticareti giderek ekonomide önemli, bir sektör haline dönüştü. Sporla ilişkili endüstriler (spor techizatı, spor giyimi, araçlar, ayakkabılar, gıdalar v.s.) giderek toplumların sıradan tüketim kalemleri haline geldiler. Bir ekonomik sektör belirli bir tüketim talebinin karşılanması amacı ile belirli ürün ve hizmetlerin üretimi, pazara sürülmesi, tanıtımı ve tutundurulması ve bunun için bir işgücü yaratılması olarak düşünülürse sporun ve özellikle futbolun bu tanımı gerçekleyen bir sektör durumuna geldiği söylenebilir. Diğer bir deyişle spor artık çeşitli pazarlar arasında köprü sağlayan, yatırım ve kar olanakları yaratan bir sportif-ekonomik komplex diyebileceğimiz kombine aktivitedir. Farklı sporların farklı ekonomik potansiyelleri söz konusudur. Seyirci kütlesi en yaygın olan ve küre üzerinde en yaygın olarak uygulanan sporlar sportif-ekonomi kompleksi olmaya daha uygundur. Dünya üzerinde en popüler spor olarak futbol bir sportif-ekonomi kompleksi olmaya ve üst düzey bir eğlence sektörü olmaya en güçlü aday olarak ortaya çıkmaktadır. Sporun ve futbolun ticarileşmesinin temel karakteristikleri şunlardır: 1- Spora dayanan bir ekonomik kompleksin oluşması : Spor giderek kütle tüketimi aşamasına ulaşmaktadır. Bir çok tüketici pazarında sportif ürünler giderek daha fazla yer almaktadır. 2- Spor dinlenme ve eğlence sektörünün önemli bir dalı haline gelmiştir: Eğlence sektörü, kapsam alanı ve yarattığı istihdam açısından dünyada en yaygın sektör haline gelmektedir. Turizmden sonra spor dinlenme ve eğlence için en çok potansiyel taşıyan sektördür. Bu sektörün giderek artan gelişme hızı gelecekte de önemini sürdüreceğini göstermektedir. 3- Spor olaylarının ve spor süperstarlarının artan önemi : Eğlence sektörlerinin temel sermayesi süper starlardır. Spor-ekonomi kompleksinin de temel sermayesini süper starlar oluşturuyor. Süper starlar büyük seyirci kütlelerini sahalara ve ya televizyonlara çekebiliyorlar. Bu da reklam ve tüketim sektörü için büyük ekonomik potansiyeller yaratabiliyor. 4- Eğlence sektöründe düşey entegrasyon eğilimleri : Televizyon networkleri artık süperstarları sunmak değil onlara sahip olmakla ilgileniyorlar. Bu nedenle spor kulüplerine, stadyumlara ve spor tesislerine sahip olma girişimleri gözleniyor. Italyada Berlusconi, İngilterde Murdoch bu doğrultuda girişimleri ile bilinmektedir. Ayrıca Berlusconi nin başbakanlığı spor-medya komplexinin ne kadar güçlü olabileceğinin göstergesidir. 2. Bir Dünya Olayı Olarak Futbol Futbol, yukarda özetlenen kriterleri karşılayan ve uluslararası bir katılıma sahip ilk spor dalıdır. Bu süreçte Uluslararası Futbol Federasyonu FIFA önemli katkıları oldu. Özellikle 1974 Dünya Kupasının ve bunun televizyon yayınlarının gördüğü geniş ilgi nedeniyle FIFA bu sürece dünyadaki bütün ülkeleri dahil edebileceği bir yöntem benimsedi. Dünyadaki etkili pazarlama kuruluşları, spor araçları kuruluşları ve televizyon şebekeleri ile işbirliğine giderek futbolu daha küresel ve daha yüksek düzeyde ilgi çeken bir olay haline getirdi. Böylece FIFA dünyadaki en güçlü spor kuruluşu haline gelerek Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) nin prestij ve gücü ile rekabet eder hale geldi. Günümüzde futbol, yaklaşık 1 Milyar seyirciye oynanmakta, Avrupada yılda 12 Milyar USD gelir sağlamakta ve Dünya Kupası karşılaşmalarında toplam 36 Milyar TV seyircisine hitap ettiği düşünülmektedir. Futbolun yarattığı ticaret, seyahat ve turizm gelirleri bu rakamlara dahil değildir. Buna göre futbol dev bir sportif-ekonomi kompleksinin itici gücü, olağanüstü bir kitle tüketimi olayı ve bir çok dışsal ekonomin merkezidir. Futbol sayesinde kulüpler, federasyonlar, sporcular, devlet kuruluşları, taraftarlar ve çeşitli ekonomik sektörler katma değer yaratan dev bir sektör haline dönüşmektedir.
3. Futbol Sektöründe 1990 Yılları Dönüşümü Bu eğilim, futbolda daha önce geleneksel olan, gelirlerin lig içinde daha adil dağılımı uygulamasını da olanaksız yapmaktadır. Bu yeniden dağılım uygulama daha önce sektör içinde profesyonel tutarlılık sağlama için gerekli iken, şimdi spora Pazar güçlerinin girmesi bunu ikinci plana itmektedir. Profesyonel sporun yeni anlayışına göre her kulübün kendi gelirlerini maksimize etme çabası giderek güçlü kulüpler ile geride kalanların aralarının açılmasına neden olmaktadır. Bu yeniden dağılım mekanizmaları futbol performansının profesyonel yapısını korumayı amaçlamaktadır. Bu anlayış ise futbola egemen olmaya başlayan rekabetçi Pazar ekonomisi anlayışı ile ters düşmektedir. Pazar ekonomisi güçlü ve başarılı olanın ayakta kalmasını başarısızların ise tasfiye olarak veya diğerleri tarafından yutularak ortadan kalkmalarını gerektirir. Futbolun rekabetçi yapısı ise buna uygun düşmez. Başarılıların başarılı olması için başarısız olanların da varlığı gerekir. Bu da her kulübün kendi başınmın çaresine bakması yaklaşımından farklı finansal ve ekonomik düzenlemeleri gerekli kılar. Kulüplerin finansal ve ekonomik olarak kendi başlarının çaresine bakması büyük taraftar tabanı olan güçlü kulüplerin diğerlerinde giderek kopmasına bu ise sektördeki finansal ve ekonomik dengelerin bozularak liglerin sağlığı için esas olan rekabetçi dengelerin de bozullmasına yol açmaktadır. Bu kayma rastlantısal veya teknolojik ve sosyal gelişmelere uyum için gerekli dönüşümler olara görülemez. 1990 lardan bu yana gözlenen gelişmeler güçlü kulüpler ile geri kalanlar arasında kasıtlı bir ayırım yaratma stratejisinin uygulandığı izlenimini vermektedir. 1980 lerin sonunda en tepedeki büyük kulüplerin sürekli olarak geri kalanlardan kopma arzusu liglerin yeniden düzenlenmesine ve gelirlerin yeni paylaşım kurallarının oluşturulmasına yol açmıştır. Ortaya çıkan sonuç ise bu yaklaşımın kendileri için de fazla bir yararı olmadığıdır. Artan gelirler giderlerin de hızlı bir şekilde artmasını tetiklemiş ve giderek sektördeki gelirler giderleri karşılamayacak bir hale gelmiştir. Buna göre gelirleri arttırma stratejileri Pazar sektörlerinin esası olan kar maksimizasyonu stratejilerinde oldukça farklı bir sonucun ortaya çıkmasına nedne olmuştur. Günümüzde ise finansal olarak en sorunlu olan kulüplerin yine bu kopma arzusunda olan kulüpler olduğu görülmektedir. Buna göre futbol sektöründe gelirin oluşumu ve paylaşımı modelleri bir kere daha dikkatle gözden geçirilmelidir. 4. Futbol Yönetiminin İş Adamlarına Geçmesi Futbol sektöründeki dönüşümün kilit aktörleri bu sektöre seçkin iş adamlarının ekonomik bir ilgi göstermesi ve yönetimlerine geçmesi ile başlamıştır denilebilir. Bu eğilimin örneklerine hemen bütün Avrupa ülkelerinde rastlanmaktadır. Ülkemizde de en tepedeki kulüplerin yönetiminde genellikle iş adamları bulunmaktadır. Bu tür yöneticiler futbol sektörüne yeni bir bakış açısı getirmiş, sektörün finansal olarak daha dinamik bir hale dönüşmesine katkıda bulunmuştur. Bunun açık bir göstergesi önceleri sadece hafta sonlarında futbol seyretmek için tasarımlanan stadyumların bu gün haftanın her günü hizmet verebilecek spor, iş ve eğlence merkezleri haline dönüşmesidir. İş adamı yöneticiler taraftarları yalnızca birer seyirci değil, potansiyel bir spor müşterisi olarak değerlendirmek istemektedir. Bunun için futbol sektörüne yeni anlayışlar, bilgi ve beceri transfer edilmektedir. Bunun yanında digital teknolojinin ve digital TV yayıncılığının gelişmesi potansiyel müşterileri oluşturmada ve bunlara ulaşmada yeni olanaklar da sunmaktadır. Böylece teknoloji ile desteklenen işletmecilik teknikleri futbola daha önce söz konusu olmayan olanakları da getirmektedir. Profesyonel yöneticilerin sektöre katkıları, bazı spor kazaları ve AB Komisyonunun transfer yöntemlerine müdahalesi (Bosman kuralı) futbol sektöründe bir değişimin ivme kazanmasını sağladı. Bu değişim bir çok ülkede statların yeniden elden geçirilmesi ve stat yenilenmesine ciddi fonların ayrılmasını gerektirdi. Bu da doğal olarak sektörde yeni bir finans yönetimi anlayışının ve uygulamasının doğmasına yol açtı. Bunun yanında Avrupa kulüplerini (ülkemiz dahil) giderek ciddileşen borç düzeyleri ve Fiorentina gibi seçkin kulüplerin iflas edecek hale gelmeleri bu konuda kulüplerin çok da başarılı olmadıklarını ortaya koymaktadır. 5. Futbolcuların Süperstarlaşması ve TV katkısı Futbolun küreselleşmesi oyuncu transfer pazarlarında ve oyuncu sözleşmelerinde de gözlenebilmektedir. Bir uluslararası kariyere sahip futbolcunun alacağı ücreti küresel bir Pazar belirlemektedir. Bunun sonucu olarak dar bir tüketici kütlesine sahip ülkeler ve bu ülkelerdeki kulüpler yetenekli oyuncularını muhafaza edebilmekte güçlükler çekmektedirler. Oyuncu transfer ücretlerinin küresel bir pazarda oluşması ekonominin bilinen Pazar kurallarının da dışında gerçekleşmekte ve endüstriyel sektörlerde olduğu gibi verimlilik bazında rekabet edebilmek olanaksız olmaktadır. Ölçek olarak küçük ekonomiler güçlü bir spor ve futbol ekonomisinin gerektirdiği taraftar ve tüketici tabanını sağlayamamaktadırlar. Futbol yüzyılı aşan bir tarih içinde mükemmelleştirilmiş tutarlı kalite standartları ile yönetilmektedir. Bir yıldız oyuncunun performansı uluslararası performans standartları ile belirlenmiş durumdadır. Futbolun uygulandığı küresel rekabet ortamı, fizik, taktik ve teknik eğitimlerde uygulanan yöntemlerin gizli tutulabilmesini olanaksız hale getirmektedir. Ortaya çıkan herhangi bir yenilik uluslararası karşılaşmalarda dikkati çekmekte ve derhal bütün katılımcılar tarafında uygulanabilmektedir. Herhangi bir taktik bir kupa veya ödül kazandırdığı görüldüğünde artık ayrıcalıklı bir taktik olmak özelliğini kaybetmektedir. Spor programlarına televizyon şebekelerinin özel bir ilgi, göstermeleri, ulusal ve uluslararası karşılaşmaların bütün dünyada fakat özellikle Avrupa da giderek artan bir gelir kaynağı haline gelmesine yol açtı. Spor programlarının çektiği seyirci ilgisi TV şebekeleri için giderek yaşamsal bir hal aldı ve yayım sözleşmeleri de giderek yükselen miktarlar haline geldi. Bir çok şifreli kanal programlarına futbol maçlarını alabildikleri için müşteri kazandılar. BSkyB yöneticileri şayet İngiliz maçlarını yayınlayamazlar ise abonelerinin üçte birini derhal kaybedeceklerini söylüyorlar. BSkyB 2001-2004 lig yayınlarını satın alarak durumunu korudu. Buna karşılık, TV yayımlarında gözlenen ekonomik sorunlar nedeniyle sonrası için nasıl bir ekonominin söz konusu olacağı şimdiden çok açık görülemiyor. TV lerin bu aşırı ilgisi karşısında kulüpler ve federasyonlar daha görsel bir olay üretmeleri gerektiğinin bilincine vardılar. Bu modele göre futbol oyununun alt yapısının yeniden elden geçirilip TV yayınlarına uyumlu hale getirilmesi de gerekti. Bunun sonucu giderek stadyumlar daha modern görünümlere kavuştular, seyirciler daha disiplinli bir oturma düzenine kavuştu ve TV stüdyoları futbol olayına en derinlemesine ayrıntılarına kadar yakalayacak bir teknik donanımla donatıldılar. 6. SONUÇ: Yukarıdaki analiz sporun ve özellikle futbolun artık küresel bir olay olduğunu ve büyük ve küçük ölçekli ülkeler arasında bir sportif güç farkı oluştuğunu ortaya koymaktadır. Küçük ülkeler sıradışı yetenekleri zor yetiştirip, bunları elde tutabilmekte güçlük çekmektedirler. BU dengesizlik sporun ve futbolun ekonomisine de yansımaktadır. Artık büyük ekonomik gelir için büyük bir şov sunmak, büyük şov sunabilmek için ise büyük yatırımlar yapmak gerekmektedir. Bunun için hem yetenekli oyuncuları elde tutabilmek, hem de onları elde tutabilecek kaynakları yaratabilmek söz konusudur. Bu da dikkatle irdelenmiş bir Futbol Ekonomisi Modeli oluşturabilmeyi gerektirmektedir. |
|||||
|