|
Avrupada Futbol Sektörünün Büyüklüğü Yeryüzünde üç milyar insana ulaşma başarısı gösteren futbolun dünya genelinde yarattığı gelirler toplamının dışsal etkileri de dikkate alındığında büyüklüğü 200 milyar dolar civarında Sadece futbol geliri olarak Avrupada 7.2 milyar Euro bir ciro yakalayan endüstriyel futbolun, Pazar büyüklüğünün 10,4 milyar Euro civarında olduğu tahmin edilmektedir. Bu gelir ve potansiyele en büyük katkıyı ise beş büyük ligin (İspanya, İtalya, İngiltere, Almanya ve Fransa) yaptığını Business Week ve Deloitteun 2004 Futbol Finans Raporu da ortaya koymakta. Bu liglerin gelirlerinin oluşumuna bakıldığında ise klasik maç günü gelirlerinin toplam içindeki payının yüzde yirmilerde kaldığı; buna karşın başta yayın gelirleri olmak üzere, medya ve reklam gelirleri ile sponsorluk gelirleri toplamının yüzde seksen gibi büyük bir oranı yakaladığı görülüyor. İngiliz futbolu, Avrupada yaratılan gelirden aslan payını alan ülke konumunda. Sadece yayın gelirleri ve yapılan reklam sözleşmeleri kontratları 2.5 milyar dolara ulaşmaktadır. Yine futbol kulüplerinin yarattıkları katmadeğer ve diğer gelirler toplamıyla bu rakam 3.2 milyar dolara ulaşabilmektedir. Bu rakam, Avrupada oluşan 7.2 milyar Euroluk futbol gelirlerinin yaklaşık yüzde 27sini oluşturuyor. İngiltereyi takip eden ülke ise İtalya. Bu beş lig içinde toplam pastaya katkısı bakımından Alman Ligi üçüncü sırada geliyor. Futbol Endüstrisinin Yarattığı Gelirler Futbolda endüstriyel süreç, zaman içinde futbol kulüplerininin gelir kalemlerini kalitatif ve kantitatif anlamda değişikliğe uğrattı. Yeni futbol ekonomisinin vazgeçilmez enstrümanı olan showun, show businesse doğru yönlenmesi, bir yandan gelir kaynaklarının niteliğini değiştirirken; diğer yandan da gelir tutarlarında geometrik artışlara yol açtı. Futbolun küreselleşmesi, gelir kaynaklarının ülke sınırlarının dışına taşmasına yol açtı. Bunun pratikteki ifadesi ise, daha önceden sadece maç günü geliri olarak nitelendirdiğimiz, bilet satışı ve v.b diğer klasik gelir kalemlerinin yerini, yeni futbol ekonomisinin yeni gelir yaratıcı faktörleri olan sponsorluk, merchandising, reklam, yayın gelirleri gibi gelirler alması oldu. Özellikle sponsorluk gelirleri, kulüplerin gelirleri içinde önemli bir gelir kalemi haline geldi. Bugün gelirlerin yaklaşık yüzde yirmiye yakın kısmını Sponsorluk gelirleri oluşturuyor. Ülkeden ülkeye değişmekle birlikte, sponsorluk gelirlerinin toplam gelirler içindeki payı, İngiltere ve Fransada %18; Almanyada %22; İtalyada %13, İspanyada %9 civarındadır. Ülkemizde üç büyük kulüpte ise bu oranlar: Fenerbahçede %9 ; Galatasarayda %12 ve Beşiktaşda %18 dolayındadır. Futbol federasyonunun gelirleri içinde sponsorluk gelirlerinin payı ise, %14e ulaşmıştır. Klasik maç günü gelirlerinin dışında, diğer gelir kalemlerinin payları toplamına baktığımızda ise; İngilterede %70; Almanyada %82; Fransa ve İtalyada %84; İspanyada %75 civarındadır. Ülkemizde ise bu duruma üç büyüklerin durumu açısından baktığımızda; Galatasarayda %70; Beşiktaşda %66 ve Fenerbahçede ise %74tür. (Fenerbahçenin stadındaki iyileştirme ve yenilemeler sonrası klasik maç günü gelirinin en az %20 daha artması beklenmektedir.)
Toplam gelirler içinde göze çarpan en önemli gelir kaynağı Medya-yayın gelirleri olmaktadır. Üç takımımızın medya gelirlerinin, toplam gelirler içindeki ortalama payının % 44 olduğunu görüyoruz. Avrupa liglerinde de, en önemli gelir kalemi olarak karşımıza yine medya gelirleri çıkmaktadır. İkinci önemli gelir kalemi olarak, %25lik payı ile maç hasılatlarını gözlemliyoruz. Daha sonra %13 ile sponsorluk gelirleri, üç kulübün gelirleri içinde ortalama olarak üçüncü sırada yer almaktadır. Bu kalemi takip eden, reklam ve merchandising gelirlerinin, toplam gelirler içindeki paylarının ise neredeyse birbirine eşit olduğu görülmektedir.
Türkiyede üç büyüklerin gelirlerinin bileşimini oluşturan kalemlerin, toplam içindeki payları, hemen hemen Avrupanın beş büyük liglerinin gelir bileşimi ile çok büyük bir benzerlik göstermektedir. Yeni ekonomi, futbol kulüplerini birer ekonomik örgüt haline getirdi. Bu anlamda, futbol kulüplerinin hızla bir şirketleşme süreci içine girmeleri, onları sadece bir sportif organizasyon olmaktan çıkartıp; iktisadi niteliği olan bir ekonomik/ticari organizasyona dönüştürdü. Kulüplerinin örgütlenme yapısı ve gelir kalemlerindeki bu niteliksel değişim ve gelişim, futbol kulüplerinin cirolarını da ciddi büyüklüklere taşıdı. Bugün kazançları milyon dolarlarla ifade edilen futbol kulüplerinin ulaştığı devasa büyüklükler, bu organizasyonların yönetimini de giderek zorlaştırdı doğal olarak. Yeni ve Değişik Gelirler Yaratma Mücadelesi Bugün futbolda Kıta Avrupasının sportif ve mali anlamda açık ara bir üstünlüğü mevcuttur. Futbolun tarihinin de eski olduğu bu yaşlı kıtada, parasal performansı oluşturan belli başlı beş büyük ülke dikkate alındığında (İngiltere, İtalya, İspanya, Almanya, Fransa) bu ülkelerin futbol pastasından aslan payını aldıklarını görmekteyiz. Futbolun gerçek anlamıyla tam olarak endüstrileştiği bu beş ülkenin dünya futbol pastasından aldığı payın %65e ulaştığı göz önüne alındığında, bu ülkelerin futbol gelirlerinin dağılımını incelemek önemli bir hale gelmektedir. Artık futbol kulüplerinin, sadece maçlara gelen seyircilerin stada girmek için ödedikleri maç bilet bedelleriyle yetinmediklerini görmekteyiz. Bu nedenle yeni futbol ekonomisi, kendi içinde gelir kalemlerini gelişime ve değişime uygun yeniden yapılandırmayı başarabilmiştir. Bu nedenle, yukarıda söylediklerimizin sayısal özeti aşağıdaki tabloda gösterilmektedir. En üst seviyedeki kulüpler, bu gelir kalemlerini "daha da nasıl arttırabiliriz"in arayış ve çabası içindedirler. Parayla Saadet Olmuyor Ama Parasızlık ta Ciddi Finansal Sorunlara Yol Açıyor Futbol kulüplerinin gelirlerini yaratma aşamasında, kendi özkaynaklarının dışında kullandıkları yabancı kaynak toplamı da banka kredisi olarak, yaklaşık 600 milyon Sterline ulaşmaktadır. 2002 yazında Premier shipte oynayan kulüplerin, faaliyetlerini finanse etmek üzere koydukları sermaye bedeli ise 1.1 Milyar Sterlin civarındaydı. Yani, Premiershipte yer alan kulüplerin, finansal yapılarına bakıldığında; faaliyetlerinin finansmanlarında %55 yabancı kaynağa yöneldikleri görülmektedir. Aslında finansal rasyolar bakımından ideale yakın bir rakam olan bu rasyo, ne yazık ki, futbol kulüplerinde sportif bir başarısızlık durumunda finansal kaldıraç etkisini olumsuz yönde çalıştırmaktadır. Asli faaliyetlerinden nakit yaratmakta zorlanan kulüpler, bir süre sonra borç baskısı altında kalarak faaliyet karı da yaratamamaktadırlar. Bunun en kötü sonucu ise, kulübün rakipleriyle rekabet etme gücü ve yeteneğini yitiriyor olmasıdır. Çünkü, gerek UEFA kriterleri gerekse fiili durum transfer yapma olanağı vermemekte; bu da kulübün esas varlık nedeni olan sportif yarışmalarda üstünlük elde etme, başarıya ulaşma konusunda ciddi bir engel oluşturmaktadır. Bu nedenle geçen yıl Chelsea 265 milyon Dolar borç yükünden Roman Abromoviçin sayesinde kurtulabilmiştir. Ancak ne yazık ki Leeds Unitedın böyle bir şansı olmadığı için, elindeki tüm yıldız oyuncularını satmak durumunda kalmıştır. Sonuç ise beklendiği gibi olmuş, Leeds premier Ligden düşmek durumunda kalmıştır. Abromoviçin futbol piyasasına harcadığı yaklaşık 300 milyon Dolar, krizde olan futbola adeta ilaç gibi gelmiştir.
Yine İtalyada Fieorentina finansal yükümlülüklerini yerine getiremediği için iflas etmek durumunda kalmış ve Serie Adan ikinci Lige düşmüştür.
Bu yılın sürpriz ismi 2003-04 Şampiyonlar ligi finalisti Monaco, 2003-04 sezonu başında 80 milyon Dolar borcunu karşılayamadığı için Fransız 1.Liginden ikinci Lige düşürülmek üzereyken, son anda taraftardan toplanan paralar ve satılan değerli mülkler ile bu talihsiz sondan son anda kurtulabilmiştir.
Asırlık rüya takım Real Madrid 2002-03 sezonunda La Ligayı son anda burun farkı ile Real Sociedatın önünde bitirip Şampiyonlar Ligine yelken açtığında, bu ligden en az 30 milyon doların üzerinde bir gelir beklemekteydi. Ancak beklenen olmadı ve Real daha çeyrek finalde Monacoya yenilerek elendi. 2003-04 Sezonunda ise berbat bir performansla, La Ligayı ancak dördüncü bitirip, son anda Şampiyonlar Liginde ön eleme hakkı oynamayı kazandı ve ön elemeyi geçip Şampiyonlar Ligine girdi.
Real 2000li yılların başında 300 milyon Dolar borç yükünden kurtulmak için antrenman sahasını yerel yönetime a kaldı.
Kısaca Avrupa Kulüplerinin Borçluluk Durumuna Bir Bakalım Juventus: İtalya'da Serie- Ada yer alan ve borsada işlem gören kulüplerden Juventus, AS Roma ve Lazio finansal olarak zor durumda...Deloitte and Touche tarafından Manchester United'ın ardından dünyanın en zengin ikinci kulübü olarak değerlendirilen Juventus'un 2003 karını yakalaması bu sene zor görünüyor. İtalya şampiyonu olduktan sonra, Şampiyonlar Ligi'nde finale kalan Juventus, özellikle televizyon hakları sayesinde 251.4 milyon euro gelir sağlamıştı. Bugün ise kulübün geliri büyük ölçüde gerilemiş durumda. AS Roma: 2000 yılından bu yana borsada işlem gören AS Roma'nın hisseleri yüzde 32,6 oranında artış kaydedip 1,54 Euro'ya yükselirken, bu değer kulübün borsaya giriş değerinin 4 Euro altında bulunmaya devam ediyor. Kulübün toplam zararı 300 milyon Euro'ya; borcu ise 241 milyon Euroya yükselmiş durumda. AS Roma'nın 11 senedir sahibi olan Franco Sensi ise borcun 39 milyon Eurosunu ödemek için Sensi grubunun holdingi, Italpetroli'nin yüzde 49'unu Capitalia bankasına satmak zorunda kaldı. Serie Adan ihraç edilme tehditiyle karşı karşıya olan AS Roma, taraftarlarından yardım istemek durumunda kaldı. Bir kampanya düzenleyen sarı kırmızılılar, kendilerine destek veren futbolseverlerden maddi yardım yapmalarını istedi. Lazio: Kulübün Milan borsasındaki işlemleri 16 Mart'tan bu yana "belirsiz bir süre için" askıya alındı. Sahibi Sergio Cragnotti'nin bir iflas soruşturması nedeniyle hapiste olduğu kulüp 2003'ün ikinci yarısında 68,1 milyon euro zarar açıkladı. Bu zarar sonucunda şirketin sermayesi sıfıra indi. Parma: Bir başka zor durumda olan kulüp ise Parma. Kulübün sahibi Calisto Tanzinin tutuklanmasıyla patlak veren Parmalat skandalının ardından, Parma büyük bir borç yükü altına girmek durumunda kaldı. Toplamda 310 milyon Euro borç yükü bulunan Parmayı zor günler bekliyor. Barcelona: İspanya'nın en büyük kulüplerinden FC Barcelona'nın borcu ise 164 milyon Euro'ya ulaşmış durumda. Bu yılın ilkbaharında, kulüp borcunun 55 milyon Euro olduğu tahmin edilirken, borcunun üç katı yüksek çıkması tüm otoritelerde şaşkınlık yaratmıştı. Real Madrid: Dünyanın en ünlü futbol kulübü olan Real Madrid ise borçlarından kurtulmak için 300 milyon euro değerinde olan Ciudad Deportiva spor kompleksini satmak zorunda kaldı. Ancak hala paraya ihtiyacı olan kulüp, bazı yıldız oyuncularını satarak finans desteği bulmak istiyor. Chelseanın talip olduğu Figo ve Ronaldonun satılmasıyla yeni transfer olanağı da doğmuş olacak bir bakıma. Ancak yönetim şirketi SFXi bırakmasının ardından kulübe olan ticari katkısı büyük ölçüde azalan Beckhamın en az bir sezon daha takımda kalması bekleniyor. Bu sezon transfer için sadece 35 milyon dolar bütçe ayıran Real, Liverpooldan 25 milyon Euroya Michael OWENı aldı. PSV Eindhoven: Avrupa'nın en ünlü takımlarından biri olan PSV Eindhoven da, geçen sezonu 10 milyon Euro zararla kapattı. Kulübün zararının en büyük nedeni ise katıldığı futbol şampiyonalarında başarısız olması. Kulübün stadyumunun çevresinde bulunan değerli arazilerin satımına bel bağlayan kulüp, buradan gelecek 15 milyon euro ile borçlarını kapatmayı düşünmektedir. Leeds United: 149 milyon dolar borcu bulunan ve borcunu azaltmanın tek yolu olarak futbolcu satmaktan başka yolu kalmayan kulüp, yıldız oyuncularını satmasına karşın, aktifinde kayıtlı diğer futbolcularına talip bulmakta zorlanmıştır. BOSMAN Kararlarının belki en öldürücü etkisine maruz kalan Leeds, diğer takımların bonservis bedeli ödememek için sezon sonunu beklemeleri nedeniyle adeta bir çıkmaza girmiş durumda Buna en iyi örnek olarak, Manchester Citye transfer olan Robbie Fowler gösterilebilir. Leeds bonservis bedelini talep etme yerine, Fowlerin yıllık ücretinin de bir kısmını da ödemeyi taahhüt ederek, futbolcusunu satabilmişti. Parasızlığın rekabet edebilme yeteneğini ortadan kaldırmasıyla, aldığı başarısız sonuçlar ve kaybettiği puanların da etkisiyle Leeds Premiershipten 2003-04 sezonunda küme düştü. AEK: Yunanistanın 13 şampiyonluk kazanmış ve köklü bir tarihi bulunan bu kulübü, toplam borçlarının 100 milyon Euronun üzerine çıkması nedeniyle, Avrupa şampiyonu olan Yunan takımının kaptanı ve turnuvanın en iyi oyuncusu seçilen Zagorakisi, yıllık maliyetini karşılayamamsı nedeniyle serbest bırakmak durumunda kaldı. (Bu konuda, Kutlu MERİHin Cumhuriyet Sporda çıkan yazılarından; Başak Sezenin, 26 Mayıs 2004 tarihli Cumhuriyet Spor Ekinde , Futbolda Küresel Kriz başlıklı yazısından ve http://www.dunyagazetesi.com.tr/news_display.asp?upsale_id=174441&dept_id=302 adresindeki Futbol Dünyası Krizin Eşiğinde başlıklı haber yorumdan yararlanılmıştır.) Avrupa Kulüplerinde Operasyonel Karlılığın Gelişimi Avrupanın dört büyük liginde yer alan kulüplerin operasyonel karlılıkları (faaliyet karları) incelendiğinde;
İngiliz liglerinde yer alan takımların futbol faaliyetlerinden, kar
elde edebildikleri görülüyor. Diğer üç ligde İtalya, Almanya ve
Fransada, kulüplerin futbol faaliyetlerinden kar elde
edememektedirler. Özellikle İtalyan kulüpleri, 1996/97 yılından
itibaren operasyonel karlılıkta dramatik bir düşüş süreci içine
girmiştir. Her ne kadar 1999/2000 döneminde operasyonel zararını
minimize etmeyi başarabilen İtalyan Serie-A kulüpleri, bir yıl sonra
çok daha dramatik bir şekilde düşüş trendi devam etmiştir. Bu düşüş,
bazı İtalyan kulüplerinin iflas etmesine, Serie-Adan bir alt kümeye
düşürülmelerine kadar uzanmıştır. İtalyan Serie-A takımlarının
dışında, Fransız 1.Ligi ve Alman Bundesligasında yer alan kulüpler de
operasyonel karlılığa ulaşamamışlardır. 2 - AVRUPA FUTBOL PAZARININ KISA BİR ANALİZİ : DELOİTTE&TOUCHE 2004 RAPORUFutbolda 1980lerin ikinci yarısından başlayan değişim ve gelişim hareketi, bugün bu popüler oyunu öyle bir noktaya getirdi ki; futbol salt bir spor dalı olmaktan çıkıp, on milyarlarca dolarlık endüstriyel bir iş kolu haline dönüştü. Gösteri endüstrisinin de desteğini arkasına alan futbola ilişkin, ciddi finansal analizler yapılıyor bugün. Çok saygın ekonomi dergileri bile, futboldaki gelişime kayıtsız kalamıyor. Endüstriyel bir sektör haline gelen futbolun, yıllık finansal gelişimini her yıl Deloitte&Touche ciddi araştırmalar yaparak yayınlıyor.Dünya futboluna sportif ve mali anlamda yön veren Avrupa futbolunun, yıllık finansal gelişimini irdeleyip, analiz eden Deloitte&Toucheun, 2004 araştırma raporundaki çarpıcı gelişmeleri dikkate aldığımızda; futbol pazarının ne denli büyük bir pastaya sahip olduğu görülecektir.Deloitte-Touche Raporlarında Futbol FinansıYeni futbol ekonomisinin yükselen bir değeri olarak futbol, başta Avrupa olmak üzere tüm dünyada giderek yaygınlaşarak, finansallaşıyor. Deloitte and Toucheun futbolun mali yönüne ilişkin yayınlamış olduğu en son 2004/Ağustos tarihli raporunda sadece Avrupada futbol pazarının 10,4 milyar Euro civarında bir büyüklüğe ulaştığı belirtiliyor. (Deloitte, Annual Review of Fottball Finance, August 2004, sh. 14., Ayrıca, European Football Market Tops 10 billion - 31/07/03 (http://www.footballeconomy.coma bakılabilir.)Öngörülen bu değerin futbol endüstrisi içinde yaratacağı katma değerin ise 100 milyar Euronun üzerinde olması bekleniyor. Deloitteın 2004 tarihli raporuna geçmeden önce, bir önceki yıl raporında yer alan bilgilere de bir göz atmanın yarralı olacağını düşünüyorum. Anılan rapor gösteriyor ki; bu futbol değerinin %80nini beş büyük Lig, yani İngilterenin Premier Ligi, Alman Bundesliga, İspanyol La liga, İtalyan Serie A ve Fransanın 1.Ligi yaratıyor. Deloitte & Touche Sporta göre, 2000/01de 6.6 milyar Euro olan gelir; 2001/02de %7,5luk bir artışla 7.1 Milyar Euroya ulaşmıştır. Gerçekten de 2001-02 sezonunda elde olunan gelire ve gelirdeki büyüme hızlarına baktığımızda, bu beş ligin, diğer Avrupa liglerinden uzak ara önde olduğu görülüyor. İngiltere Premier Liginde belirtilen sezonda 1.7 Milyar Euronun üzerinde bir gelir yaratılırken (%24); bu ligi 1 milyar Euro ile Alman Ligi(%14) takip etmektedir. Premier Ligde yıllık baz da gelirdeki artış % 21, Alman Liginde ise %19 civarında gerçekleşmiştir. 2001/02 gelirlerindeki büyüme oranları baz alındığında, bu beş lig arasında bile yaratılan gelirler bakımından derin uçurumlar bulunuyor. Yaratılan gelir bakımından Premier Lig ile Serie A arasındaki fark, bugünkü durum itibariyle yaklaşık 600 milyon Euro civarındadır. Gelir yaratma bakımından Fransız Ligi durağan bir gelişme sergilerken; İtalyan Liginde gelir %2 azalmıştır. İspanyol Ligine ilişkin ise tatmin edici bir veriye ulaşılamamıştır. İngilterenin sadece maç günü geliri (bilet satışı, satılan logolu ürünler, ve maç günü diğer satış gelirleri) bile Alman, Fransız, İtalyan ve İspanyol Liglerinden 3 kat daha fazla bir büyüklüğe sahiptir. Gelirlerdeki bu artışa paralel, ücret ve maaşlarda da bu beş büyük ligde ciddi artışlar meydana gelmiştir. Bu artış oranı %6dan(Fransız Ligi) % 26ya (İngiltere)kadar bir aralıkta gerçekleşmiştir. Futbol ekonomisi içinde, maliyet yönetimi açısından önemli bir oran olan Ücretler/ciro oranı, Alman Ligi hariç olmak üzere, bu beş büyük ligde endişe verici bir artış kaydetmiştir. Maliyet faktörüne karşılık, bu büyük liglerde faaliyet karlılığının gelişimine baktığımızda ise: İngiltere Premier Ligde faaliyet karlılığı 2001/2 sezonunda 125 milyon Eurodan 130 milyon dolara; Alman Liginde ise 87 milyon Eurodan 100 Milyon Euroya yükselmiştir. Fransa ve özellikle İtalya faaliyet karlılığında ise bir düşüş olduğu görülmektedir. İtalyan Liginde ortalama faaliyet karlılığı, bir önceki sezona göre 404 milyon Eurodan, 216 Milyon Euroya gerilemiştir. Bu olumsuz durumun tek nedeni: Gelirlerdeki statik duruma karşın, bir türlü önlenemeyen maliyetlerdeki yükseliştir. Gelirlerde istenilen artışın sağlanamaması nedeniyle operasyonel, yani faaliyet karlılığı azalan kulüplerin, en önemli gelir kalemlerinden birisi olan maç günü gelirinin içinde ciddi bir yer tutan seyirci sayısına bu anlamda bakmak gerekecektir. Premiership ortalama seyirci sayısı bakımından, Avrupa futbolunda en iyi ortalamayı tutturan lig görünümdedir. Bu bağlamda Premiership, en yakın rakibi Alman Bundesligaya % 11 gibi bir fark atmaktadır. Serie Ada ortalama seyirci sayısında %10a yakın bir düşüş gözlemlenirken; İspanya Liginde düzenli olmayan, yıldan yıla çok dalgalanan bir seyirci ortalamasıyla Lig maçları oynanmaktadır. Franzsı Liginde ise son Dünya Kupası fiyaskosundan sonra ortalama seyirci sayısında önemli bir düşüş kaydedilmiştir. Fransız ligi ortalama seyirci sayısı bakımından, bu beş büyük lig arasında sonuncu sırada yer almaktadır. Aşağıdaki tablodan da görüleceği üzere Premiership, ortalama seyircisi bakımından yıllar itibariyle düzenli bir ortalamayı, artan trend içinde yakalamıştır. Faaliyet karlılığının olumlu gelişimine ortalama seyirci sayısının önemli bir katkısının bulunduğunu söyleyebiliriz.
Kaynak: (http://www.footballeconomy.com)UEFAnın organize ettiği Şampiyonlar Ligi, de facto altıncı büyük ligi, yani Avrupa Ligini yaratmıştır. Şampiyonlar Liginin 420 milyon Euro yayın geliri, bu ligi, diğer beş büyük lig arasında üçüncü sıraya taşımaktadır. Aynı zamanda bu ligde ortalama seyirci sayısı da 2001/02 sezonunda 34.351 kişi olarak gerçekleşmiştir. Bu sayının beş büyük lig ortalamasının üzerinde bir rakam olduğunu da burada belirtelim. Bu sayı 2002/03 sezonunda, % 43lük bir artışla 49.132 kişiye yükselmiştir. Şampiyonlar Liginde mücadele eden Avrupanın en üst 30 kulübünün seyirci sayıları (2002-03 Sadece Şampiyonlar Ligi maçları)
Kaynak: http://www.footballeconomy.com/stats/stats_turnover_01.htm
Avrupa Futbol Piyasasının Finansal Büyüklüğü UEFAya bağlı 52 ülke federasyonunun ligleri de dahil olmak üzere, 2002/03 sezonu temelinde, Avrupanın beş büyük ligi olan İngiltere, İspanya, İtalya, Almanya ve Fransa ligleri baz alınarak, düzenlenen bu raporda yer alan bazı temel çarpıcı verilere bir göz atalım: 1. Avrupa futbolunun 2002/03 sezonunda piyasa büyüklüğü, bir önceki yıla göre %1,5luk bir artışla 7.2 milyar olarak gerçekleşti. Bu büyüklüğün oluşumunda, yaratılan toplam gelirin %54ü, 3.9 milyar Euro ile bu beş büyük lige ait. Ancak Deloitte, futbolun diğer sektörlere olan etkileri de göze alındığında, Avrupa futbol piyasası büyüklüğünün 10,4 milyar Euro büyüklükte olabileceğini tahmin etmektedir. (Deloitte, a.g.e., sh.14) 2. Yaratılan 7.2 milyar Euro futbol pastasına en büyük katkıyı ise, 1.2 milyar Sterlin ile (yaklaşık 1 milyar 850 milyon Euro) İngiliz Premier Ligi sağlamış İkinci en büyük katkı ise, 1,2 milyar Euro ile İtalyan Serie-Adan geliyor. Bu beş lig içinde, toplam pastaya en düşük katkıyı sağlayan Lig ise, 760 milyon Euro ile Fransız ligi. Matematiksel anlamda İngiliz Premier Liginin tek başına Avrupa futbol piyasasına sağladığı katma değer %26ya ulaşıyor. Beş büyük lig içinde Premier Ligin payı ise çok daha yükseklere, %47ye yükseliyor. 3. 2002/03 sezonu yayın gelirlerinin, beş büyük ligde toplam 1,3 milyar sterline(yaklaşık 2 milyar Euro) ulaştığı tahmin ediliyor. Bu gelirlerin paylaşımına bakıldığında ise, %55lik pay ile İtalyan Serie-A en değerli lig oluyor. Alman Bundesligası ise, bir önceki yıla göre yayın gelirlerinin %40 azalması nedeniyle, beş büyük lig içinde elde ettiği yayın gelirleri bakımından toplam pastaya %33 ile en az katkı sağlayan liglerden. 4. Beş büyük ligde toplam ücret ve transfer maliyetleri ise 2.5 milyar sterlin (yaklaşık 3,8 milyar Euro) ile geçen yılın toplamına eşit bir gelişme göstermiştir. 5. İki ligde, yani Serie-A ve Bundesligada; ücret ve transfer gelirlerinin bir önceki yıla göre azaldığı görülüyor. İtalyan Serie-Ada ücret ve transfer maliyetleri bir önceki yıla göre %90dan, %76ya gerilerken; Alman Bundesliganın bu maliyeti ise %45 ile beş büyük lig içinde en düşük rasyoyu oluşturuyor. 6. Faaliyet karlılığı bakımından beş büyük lig içinde; en çok operasyonel karı, yıllık 600 milyon Sterlin (yaklaşık 920 milyon Euro)ile İngiliz Premier Lig kulüplerinin yarattığını görmekteyiz. İtalyan Serie-A takımları ise aynı dönemde yaklaşık 1,2 milyar Euro kaybettiler. Fransız 1.Lig takımlarının da faaliyet karı elde edemedikleri görülüyor. 7. Maçlara giden ortalama seyirci sayısı bakımından Alman Bundesliga, 2003/04 sezonunda yakaladığı 35,048 ortalama seyirci sayısı ile, beş büyük lig içinde en yüksek ortalamayı gerçekleştiren lig olmuştur. Bu konuda 1998-99 yılından beri, hep ilk sırada görmeye alıştığımız Premier Lig ise; ortalama %95 gibi yüksek bir doluluk oranı tutturmasına karşın, %78 doluluk oranı olan Alman Bundesligaya koltuğu devretmek durumunda kalmıştır. . Serie Ada ortalama seyirci sayısında %10a yakın bir düşüş gözlemlenirken; İspanya Liginde düzenli olmayan, yıldan yıla çok dalgalanan bir seyirci ortalamasıyla Lig maçları oynanmaktadır. Fransız 1.Liginde ise son Dünya Kupası fiyaskosundan sonra ortalama seyirci sayısında önemli bir düşüş kaydedilmiştir. Fransız ligi ortalama seyirci sayısı bakımından, bu beş büyük lig arasında sonuncu sırada yer almaktadır Anılan rapor gösteriyor ki; Avrupada futbol katma değerinin %54ünü, beş büyük Lig, yani İngilterenin Premier Ligi, Alman Bundesliga, İspanyol La Liga, İtalyan Serie A ve Fransanın 1.Ligi yaratıyor. Deloitte & Touche Sporta göre, 2000/01de 6.6 milyar Euro olan gelir; 2001/02de %7,5luk bir artışla 7.1 Milyar Euroya; 2002/03te de 7,2 milyar Euroya ulaşmıştır. Gerçekten de 2002/03 ve diğer sezonlarda elde olunan gelire ve gelirdeki büyüme hızlarına baktığımızda, bu beş ligin, diğer Avrupa liglerinden uzak ara önde olduğu görülüyor. İngilterenin sadece maç günü geliri (bilet satışı, satılan logolu ürünler, ve maç günü diğer satış gelirleri) bile Alman, Fransız, İtalyan ve İspanyol Liglerinden 3 kat daha fazla bir büyüklüğe sahiptir. Son olarak söyleyeceğimiz şey ise, bize belki bazı mesajlar verecektir. 2002/03 sezonunda İngilterede, Premiership ve diğer alt lig kulüpleri, devlete toplam 850 milyon dolar vergi ödemişlerdir. Deloitteun 2004 Ağustos tarihli en son raporunda Avrupa futbol piyasasının yarattığı toplam gelir 7,2 milyar Euro olarak belirtilmesine karşın;bu piyasanın büyüklüğünün 10,4 milyar dolar civarında olduğu tahmin edilmektedir. Bu büyüklüğün dağılımına baktığımızda ise, toplam büyüklüğün %54ünün Beş büyük Ligden (İngiltere, italya, almanya, Fransa ve İspanya Ligleri) geldiğini aşağıdaki tablodan görüyoruz. Kalan %46lık dilimi ise diğer 47 ülke ligleri oluşturmaktadır.
Beş büyük ligin dışında yer alan daha küçük ülke liglerinin gelirlerinde de bir önceki yıla göre önemli gelir artışlarının yaşandığı rapordan anlaşılmaktadır. Örneğin, Poretekiz, Hollanda, Danimarka, ve isveç liglerinde bir önceki yıla toplam gelirlerdeki artış sırasıyla %5, %2, %15 ve %7 olmuştur. Beş büyük ligin dışında kalan daha küçük liglerin gelirlerinde karaktersitik olarak, farklılıklar ortaya çıkmaktadır. Beş büyük ligde en önemli gelir kalemi medya ve yayın gelirleriyken; bu liglerde maç hasılatları ve sponsorluk gelirleri daha önemli hale gelmektedir. Örneğin tv yayın gelirlerinin, bu liglerde ortalama büyüklüğü % 15 civarındayken, maç hasılatları ve sponsorluk gelirlerinin toplam gelire olan katkısı %40lara yaklaşmaktadır. Transfer Gelirleri İki ligde, yani Serie-A ve Bundesligada; ücret ve transfer gelirlerinin bir önceki yıla göre azaldığı görülüyor. İtalyan Serie-Ada ücret ve transfer maliyetleri bir önceki yıla göre %90dan, %76ya gerilerken; Alman Bundesliganın bu maliyeti ise %45 ile beş büyük lig içinde en düşük rasyoyu oluşturuyor. Seyirci Sayısı Maçlara giden ortalama seyirci sayısı bakımından Alman Bundesliga, 2003/04 sezonunda yakaladığı 35,048 ortalama seyirci sayısı ile, beş büyük lig içinde en yüksek ortalamayı gerçekleştiren lig olmuştur. Bu konuda 1998-99 yılından beri, hep ilk sırada görmeye alıştığımız Premier Lig ise; ortalama %95 gibi yüksek bir doluluk oranı tutturmasına karşın, %78 doluluk oranı olan Alman Bundesligaya koltuğu devretmek durumunda kalmıştır. Serie Ada ortalama seyirci sayısında %10a yakın bir düşüş gözlemlenirken; İspanya Liginde düzenli olmayan, yıldan yıla çok dalgalanan bir seyirci ortalamasıyla Lig maçları oynanmaktadır. Fransız 1.Liginde ise son Dünya Kupası fiyaskosundan sonra ortalama seyirci sayısında önemli bir düşüş kaydedilmiştir. Fransız ligi ortalama seyirci sayısı bakımından, bu beş büyük lig arasında sonuncu sırada yer almaktadır. Beş büyük lig arasında 2003/04 yılı itibariyle seyirci sayısının gelişiminde en fazla artışın, bir önceki yıla göre %10 ile büyüme İngiliz Liglerinde gerçekleştiği görülmektedir. İtalyada seyirci sayısında hiç artış kaydedilmediği görülürken; seyirci başına en yüksek gelirin 39 Euro ile İngiliz Liglerinde olduğu raporda ortaya konulmaktadır. Seyirci başına hasılatın en düşük olduğu Lig ise 14 Euro ile Fransız 1.Ligidir. Yayın Gelirleri Kulüplerin TV yayın gelirlerinde önemli artışlar kaydedilmiştir. İngiliz Premiershipte 2002/03 tv yayın gelirleri, bir önceki yıla göre %14 artarak 781 milyon Euroya ulaşırken; Serie Ada bu gelirler, 2001/02 sezonuna göre 2002/03 sezonunda %7.8 oranında artarak, 642 milyon Euro olarak gerçekleşmiştir. TV yayın gelirlerinde İngiliz ve İtalyan kulüpleri en fazla gelir elde eden Ligler olmuştur. Beş büyük ligde gelirlerin bileşimine bakıldığında; en önemli gelir kaleminin yayın gelirleri olduğu ortaya çıkmaktadır. Yayın gelirlerinin, toplam gelirler içinde en yüksek paya sahip olduğu Lig ise, %55 ile İngiliz Ligleridir. Toplam gelirlerin ortalamasına bakıldığında; beş büyük ligde maç günü gelirlerinin toplam gelirler içindeki payının %29; yayın gelirlerinin %44; sponsorluk gelirlerinin %21.6 ve diğerin payının da %5.4 olduğu görülmektedir. Katma Değer Anılan rapor gösteriyor ki; Avrupada futbol katma değerinin %54ünü, beş büyük Lig, yani İngilterenin Premier Ligi, Alman Bundesliga, İspanyol La Liga, İtalyan Serie A ve Fransanın 1.Ligi yaratıyor. Deloitte & Touche Sporta göre, 2000/01de 6.6 milyar Euro olan gelir; 2001/02de %7,5luk bir artışla 7.1 Milyar Euroya; 2002/03te de 7,2 milyar Euroya ulaşmıştır. Gerçekten de 2002/03 ve diğer sezonlarda elde olunan gelire ve gelirdeki büyüme hızlarına baktığımızda, bu beş ligin, diğer Avrupa liglerinden uzak ara önde olduğu görülüyor. İngilterenin sadece maç günü geliri (bilet satışı, satılan logolu ürünler, ve maç günü diğer satış gelirleri) bile Alman, Fransız, İtalyan ve İspanyol Liglerinden 3 kat daha fazla bir büyüklüğe sahiptir. Operasyonel Kar Faaliyet karlılığı bakımından beş büyük lig içinde; en çok operasyonel karı, yıllık 600 milyon Sterlin (yaklaşık 920 milyon Euro)ile İngiliz Premier Lig kulüplerinin yarattığını görmekteyiz. İtalyan Serie-A takımları ise aynı dönemde yaklaşık 1,2 milyar Euro kaybettiler. Fransız 1.Lig takımlarının da faaliyet karı elde edemedikleri görülüyor. Vergi Son olarak söyleyeceğimiz şey ise, bize belki bazı mesajlar verecektir. 2002/03 sezonunda İngilterede, Premiership ve diğer alt lig kulüpleri, devlete toplam 1 milyar Dolara yakın vergi ödemişlerdir.
4.3 - AVRUPA LİGLERİNDE OLUŞAN GELİRLERİN DAĞILIMI Uluslararası futbol pastasından en büyük payı alan beş ülke ligi ve bu sektör içinde örnek model oluşturan Manchester Unitedın gelirlerinin toplam içindeki dağılımı aşağıdaki tablodaki gibidir:
(Kaynak: Bu tablo Deloitte & Touche / Sport Businessin 2004 Yılı raporlarından ve Manchester United resmi web sitesinden derlenen bilgilerle oluşturulmuştur.) Tablodan da görüleceği üzere, futbolun gerçek anlamda endüstrileşebildiği bu beş ülkede, maç hasılatı toplam gelirin sadece %21ini oluşturmaktadır (Beş ülkenin maç hasılat yüzdesi toplamı / 5 = %21). Yani bu ülkelerde toplam futbol gelirinin %79u medya gelirleri, sponsorluk ve merchandising gelirlerinden oluşmaktadır. Deloitteun 2004 Ağustos tarihli Futbol Finans raporundaki son güncel bilgilere göre, Avrupa futbol piyasasında( beş büyük Ligde) gelirlerin elde ediliş kaynaklarına göre dağılımını ise aşağıdak tablo göstermektedir. Bu tabloya Türk takımlarının gelirleri ise tarafımca eklenmiştir. Bunun için Fenerbahçe, Beşiktaş ve Galatasarayın gelirlerinin ortalaması dikkate alınarak, bu tablo oluşturulmuştur.
Beş büyük ligde gelirlerin bileşimine bakıldığında ise; maç günü gelirleri, toplam gelirler içinde en yüksek lig olarak karşımıza İngiliz ligleri çıkmaktadır. İngiliz liglerinde maç günü gelirleri %29 civarındayken; yayın gelirlerinin toplam bileşim içindeki payı %44 olarak gerçekleşmiştir. Yine ticari gelirleri, toplam içindeki bileşimine ve mutlak değerine göre en yüsek lig, İngiliz ligleri olmaktadır. (Ülkemizde üç büyüklerin gelirleri baz alınarak, tabloya eklenen Türkiye sütununa göre, maç gelirlerinin toplam gelirler içinde payı bakımından Türkiye Ligi, İspanya ligi ile eşit yüzdededir. ) Yukarıdaki grafikten de görülebileceği üzere; yarattığı gelir bakımından 1.162 milyon euro ile Premiershipten sonra ikinci sırada yer alan Alman Bundesliga'sının elde ettiği gelirleri içinde maç günü gelirlerinin %18; yayın gelirlerinin %55, sponsorluk gelirlerinin %15 ve ticari gelirlerinin %12 olduğu görülmektedir.
Avrupanın beş büyük liginde oluşan gelirlerin, ortalama yüzdesel dağılımı yukarıda görülüyor. Tabloya göre; Beşbüyük Lig ve Süper Ligde gelirlerin dağılımı ortalama yüzdelere dönüştürülerek, yukarıdaki tablo oluşturulmuştur. Ayrıca, endüstriyel futbolun bencmarkını oluşturan Man.Utd. da tabloya dahil edilmiştir. Tabloya göre; Beş büyükün gelirlerinin oransal dağılımı Türk futbolunun (üç büyüklerinin) gelirlerinin oransal dağılımı ile ciddi benzerlikler göstermektedir. Yukarıdaki tabloya bir kez daha göz attığımızda görüyoruz ki; Türk futbol takımlarının da en önemli gelir kaynağını, Beş Büyük Ligde olduğu gibi yayın gelirleri oluşturmaktadır. Maç hasılatı ise, Avrupalı liglere göre oransal olarak daha yüksek çıkmaktadır. Sadece üç büyük takıma göre bu ortalama doğru çıkabilir, Anadolu takımlarını da bu hesaplamaya dahil edebilseydik, bu oranın biraz daha düşük çıkması beklenebilirdi.
Avrupanın en zengin 20 kulübüne baktığımızda ise, aşağıdaki tablo karşımıza çıkmaktadır. Avrupanın en zengin 20 Takımı(2002/03 Milyon Euro)
Kaynak: Sport Business Group at Deloitte(http://www.deloitte.com/dtt/press_release)
Yukarıdaki tablodan da görüleceği üzere, ilk beş sıra çok değişmemektedir. Avrupanın en fazla gelir elde eden kulüplerinden birisi olan B.Münih, son üç yıldır özellikle Şampiyonlar Liginde kendisinden beklenen performansı sergileyememesi nedeniyle gelirlerinde yaşadığı daralma, onu üçüncülükten beşinciliğe; Liverpoolu da beşincilikten sekizinciliğe itmiştir.
Real Madrid ve Milanda yukarıya doğru bir tırmanış görülmekle birlikte; son iki yıl da Realin sportif anlamda Şampiyonlar Liginde düş kırıklığı yaratacak sonuçlar alması, gelecek yıl gelirlerinde de bir olumsuzluğa yol açabilecektir. Aynı şekilde, 2002-03 sezonunun şampiyonu Milanın, 2003-04 sezonunda başarısızlık yaşaması gelirlerini doğrudan etkileyecektir.
Avrupanın Top 10 Kulübü ve Türk takımlarının Gelirlerinin Dağılımı
Avrupanın top 10 takımının gelirlerinin bileşimini incelediğimizde; 251 milyon Euroluk geliri ile ilk sırada yer alan Man.Utd.ın toplam gelirleri içinde en önemli gelir kaynağının 101 milyon Euro ile maç hasılatı olduğunu görmekteyiz. Toplam gelirin %40ına yakın bir pay alan maç hasılatını, %32lik payla TV yayın gelirleri takip ediyor.
TV yayın geliri en yüksek takım olarak karşımıza Juventus çıkıyor. Juventus toplam gelirinin %57sini TV yayın gelirlerinden elde ediyor. Bir diğer İtalyan takımı AC Milan ise, Juveden sonra Avrupanın reytingi en yüksek takımlarından. Milanın 200 milyon Euroluk gelirinin %55i, TV yayın gelirlerinden oluşuyor. Ticari gelir yaratma konusunda ise yine Juve, 79 milyon Euro geliri ile ilk sırada yer alıyor.
Türk takımları olarak üç büyüklere baktığımızda ise; üç takımımızın ortalama gelirlerinin, 31,3 milyon Euro olduğunu görmekteyiz. Beşiktaş 35 milyon Euro (42,9 milyon dolar), Fenerbahçe 32 milyon Euro(39,8 milyon dolar) ve Galatasaray da 27 milyon Euro (34,3 milyondolar) gelir elde etmişlerdir. (31.12.2003 itibariyle). Yaratılan gelirler bakımından, üç büyük takımımızın Avrupa devlerinin gerisinde kaldıklarını gözlemliyoruz.
Avrupanın beş büyük liginde ciro gelişimine bakıldığında; 1995-2003 yılları arasında en istikrarlı ve pozitif büyümeyi İngiliz peremiershipin sağladığı görülmektedir. 1995 yılında 498 milyon Euro gelir yaratan Premiership 2003 yılında bu gelirini 1,790 milyon euroya yükseltebilmiştir. Sekiz sezonda Premiership, toplam cirosunu % 259 arttırabilme başarısı gösterebilmiştir.
Aşağıdaki grafikten de görülebileceği gibi, Premiershipi en yakından takip eden lig olarak karşımıza İtalyan Serie-A çıkmaktadır. 1995 yılında İtalyan futbol sektörü 373 milyon Euro gelir yaratabilirken, bu pasta 2003 sezonu sonunda 1,162 milyon Euroya kadar çıkmıştır. Sekiz yılda %211lik bir artış sergileyen İtalyan Serie-Ayı izleyen en yakın ülke Almanya olmuştur.
(Kaynak: Deloitte-Annual Review of Football Finance, August 2004, sh.13deki bilgilerden bu tablo oluşturulmuştur.)
Yukarıdaki grafikten de görülebileceği üzere, Avrupa futbol pastası 1995-2003 arasında hızlı bir büyüme katetmiştir. Beş büyük lig, bu pastanın %54ünü oluşturmaktadır.
Beş büyük lig 1995/96 sezonundan 2002/03 sezonuna kadar geçen süre içinde, toplamda yaklaşık 3,7 milyar Euro tutarında ortalama %190 oranında bir büyüme gerçekleştirmiştir.
Beş büyük ligde, 1995/96-2002/03 sezonları arasında; İngiltere Premier Ligi'nin ciro gelişiminde, açık ara liderliğini sürdürmekte olduğunu görüyoruz. 1995/96 sezonunda da 498 milyon Euro ile diğer dört büyükten önde olan Premiership'e en yakın lig 452 milyon Euro ile İtalyan Serie-A idi. Başlangıç rakamı olarak aradaki fark sadece 46 milyon Euro iken, geçen sekiz yıl içinde bu fark, grafikten de görülebileceği üzere, 628 milyon Euro 'ya yükselmiştir. Bu dönemde İtalyan Serie-A'da futbol pastası ortalama %157 büyürken; İngiliz Premiership'te bu oran %259 olmuştur. Bu tarih aralığında, Alman futbol piyasası %197 büyürken; İspanya %158, Fransa ise %148 oranında cirolarını arttırabilmiştir. Deloitte'nin 2004 Ağustos tarihli futbol finans raporunda, Avrupa futbol piyasasının büyüklüğü 10,4 milyar Euro olarak hesaplanmaktadır. Bu gelir içinde beş büyüğün payı ise %54 civarında... Futbol kulüplerinde sportif performans ile karlılık arasında her zaman bir doğrusal korelasyon bulunmasa da; başarısızlık halinde gelirlerin azalması ve zarar durumunda doğrudan bir korelasyon bulunmaktadır.
Tabloyu yorumlamaya devam edersek;
Avrupa futbolu kulüpleri, diğer kıta ülkeleri futbol takımlarından daha fazla bir gelir yaratabilme gücüne sahiptirler. Sports Business Group at Deloitte yöneticilerinden Dan Jonesın açıklamasına göre: Top seviyede yer alan Avrupa futbolunun bu üst sınıf kulüplerinin gelirleri, her yıl bir önceki yıkla göre ciddi artışlar kaydetmektedir. Stad gelirlerinin anahtar rolu devam ediyor olmakla birlikte; yayın gelirleri hala çoğu kulübün temel gelir kaynağı olmaya devam etmektedir. Ancak şunu da kabul etmek gerekir ki, çoğu futbol kulübü diğer gelir kaynaklarını arttıramadılar, istenilen düzeyde ürün çeşitlendirmesine gidemediler. Bununla birlikte; Manchester United kulübü, sahip olduğu 101 milyon Euro maç günü-stat gelirleri ile en yakın rakipleri olan İtalyan kulüplerinden üç kat daha fazla gelir yaratabilmektedir. (http://www.deloitte.com) Bu tabloda yer alan 20 kulübün 7sinin İngiliz, 5inin İtalyan, 3ünün İspanyol, 3ünün Alman, 1 inin İskoç ve 1inin de Fransız olması beş büyük lig tanımlamasına da uygun düşen bir popülasyon sergilemektedir. Bugün Deloitte&Touche/ Futball Businessin yaptığı çalışmalar sonucunda ortaya çıkan raporlar göstermektedir ki; Avrupanın premier liglerinin (yani beş büyük ligin) domine ettiği futbol pazarının büyüklüğü totalde 10,4 milyar Euro civarında bir büyüklüğe karşılık gelmektedir. Bu pastadan ise en büyük payı, tüm gelirlerleriyle en yakın rakibi İtalyanların bile fersah fersah önünde yer alan İngiliz kulüpleri almaktadır. Özellikle yayın geliri elde etme ve merchindising geliri oluşturma konusunda da Manchester United takımı uzak ara rakiplerinin önünde gitmektedir. Futbol endüstrisinde yaratılan bu büyük katmadeğer, diğer futbol gelirleriyle de birleşince o ülkenin hükümetlerine de ciddi vergi geliri yaratmaktadır. Bu aktivitelerin sadece İngilterede 2001/02 sezonunda yarattığı vergi geliri 536 milyon Sterlin iken 2002/03 sezonunda bu tutar 550 milyon Sterline (yaklaşık 1 milyar dolar) ulaşmıştır. |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||